11 Ağustos 2020, 12:54 tarihinde eklendi

Son an tercihlerinden sakınınız

Son an tercihlerinden sakınınız

 

Bilinçli bireyler, gelişmiş toplumlar planlı yaşar. Bilinçsiz bireylerin ve geri toplumların davranışlarını ise “denk gelişler” belirler.

Bilinçsiz birey, geçmişteki olumsuz eylemlerini unutur; olumlu olanları hatırlar; olumsuz neticeleri göz ardı eder; olumlu neticeleri bir “denk geliş” bile olsa esas sanır.

Örneğin bir kez çalışmadan başarılı olan bilinçsiz biri, “Çalışmadan da başarılı olunur” diye kendince bir kural üretir.

Aslında hiçbir mantık, çalışmamayı başarının etkeni olarak kabul etmez. Ona da sorsanız o da “Çalışmamak başarının gerekçesi olamaz” diyecektir.

Ama o bir seferlik başarısının başka etkenlerini unutup onu çalışmamaya bağlayabiliyor hatta bunu bir kural hâline getirebiliyor. Şuursuzluk (bilinçsizlik) bunun ta kendisidir.

Farklı kişilerin sınav sonrası tercihlerini hatırlayın, şunu duymuşsunuzdur: “Arkadaşım son anda şurayı tercih etti ve isabet etti. Oradan iyi bir yer bulamazdı aslında. Son an tercihi de iyiymiş!”

Oysa orayı “en iyi yapan” onun “en son tercih olması” değildir; o “şans” zannedilen bir denk geliştir.

O yer, iyi bir araştırmayla ilk tercih de yapılsaydı yine “en iyi yer” olurdu.

Müslümanlar, dünyanın en bilinçli bireyleridir; İslam toplumudur.

Müslüman birey ve İslam toplumu denk gelişlerle değil, planlı yaşar.

Müslüman, eyleminden sorumludur; ondan hesaba çekilmeden o kendisini hesaba çeker. “Yaptım bitti”. “Ben edeyim de ne olursa olsun” tavrı Müslümana göre değildir. Müslüman, “Bir de şunu yapayım” demeden önce o eylemin doğruluğunu, neticelerini hesaplamak zorundadır.

Bu, hayatımızı ilgilendiren her işte böyledir. Okul tercihinde son aşamaya geldik. Belki tercihlerimizi teslim ettik, belki bugün teslim edeceğiz. Tercihteki en riskli adımlardan biri ise “Son an ataklarıdır.”

Tercihten sonra güç duruma düşen, okumayacağı bir okul seçen nice öğrenciden duydum; Ailesi kızmasın diye mermerciliği yazmış. Ya da o anki havaya özel bir üniversitenin tıp fakültesini en sona yazmış... “Neden?” diye sordum: “Bilmem ki bari bir yer tutturayım, dedim” ya da “İş olsun diye son hâneye yazdım, geleceğini nereden bilirdim” benzeri cevaplar aldım. Pişmanlık ve sıkıntı içinde... Bir sonraki yıl puanlar kesileceğinden bu onun okul hayatının iki yıl ertelenmesi anlamına geliyor. Daha ilginci bazen “Hocam, arkadaşım son anda yazmıştı, iyi gelmişti, ben de öyle yapayım” dedim. Sanki gayri İslamî bir toplumda, cahili bir dünyada “fal oku” çekiyor, bunun ondan bir farkı yok.

Son an değişiklikleri yapamaz mıyız? Yapabiliriz elbette. Hatta kimi zaman yapmalıyız. Ama son anda aklımıza geleni de ilk anda aklımıza gelenle aynı işleme tabi tutmak şartıyla...

Buna göre;

1. O tercih üzerine önce kendimiz düşüneceğiz, dillendirmeye, değerlendirmeye değerse onu dillendirip “Onların işleri istişare iledir” hükmü gereği değerlendirmeye alacağız. O tercihin bize katkısı nedir; o tercih bizden ne ister, bizden ne alır, bunu belirleyeceğiz.

2. O tercihin tercihlerimiz içindeki sırasını belirleyeceğiz. Bunun için onu diğer tercihlerimizle karşılaştıracağız, onun onlar karşısındaki değerini ortaya koyacağız. Onların hepsinden daha değerliyse onu en başa, yarısından değerliyse ortaya, hepsinin gerisindeyse en sona yazacağız. Zira en son aklımıza gelmesi, en sona yazılması gerektiği anlamına gelmez.

Ve son söz,

Her tercih üzerine düşüneceğiz ama son an tercihleri üzerinde daha da düşüneceğiz, denk gelişleri hayatımızdan çıkaracağız...

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *