Yılbaşı ve Yeni Dünyanın Başlangıcı!
Takvimler, bir başlangıç ifade eder ve her takvimin başlangıcı tabii olarak bir dönüm noktasına dayanır.
Miladi Takvim de nihayetinde Hz. İsa’nın doğumuna dayandırılır. Modern Avrupa’nın Kilise’nin takvim uygulamasını benimseyerek tarihi Hz. İsa’nın doğumuyla başlatması, yeni dünyanın Hz. İsa aleyhisselam ile başladığı kabulüne dayanır.
Yeni dünya denen bugünün dünyası ise her şeyden önce ilim/bilim, sanayi, teknoloji, yazılı hukuk ve metropolleşme dünyasıdır.
Öyleyse soralım: Hz. İsa’nın doğumu ile Hz. Muhammed salallahü aleyhi vesellem’e ilk vahyin geldiği 610 yılı arasında söz konusu alanlarda dünyada ne değişti?
İlim/bilim Hz. İsa’dan sonraki altı asır boyunca yol mu aldı? Teknoloji yeni bir safhaya mı geçti? Devletlerin yazılı hukuka geçmesi konusunda dünyada bir farklılık mı oldu? Bu süreçte matematik, tıp alanında sonraki yüzyılları etkileyecek keşifler mi yapıldı? Felsefede yeni bir akım mı çıktı? Roma, Hz. İsa’dan dört asır sonra Hıristiyanlaşınca hukukunu baştan sona yeniden mi düzenledi? Hıristiyanlıkla dünyaya yeni bir şehirleşme mi geldi? Hiçbiri gerçekleşmediği gibi, belki pek çok alanda gerileme de görüldü.
Oysa “Oku!” emri ile başlayan ve kalemin (yazının) önemini vurgulayan İslam’la bilim çağı başladı. Bilim, İslam’la insanlığın ortak birikimine dönüştü. Başka bir ifadeyle insanlığın ortak bilim havuzu ilk kez İslam’la oluştu. Tıp, İslam’la bugünkü trendini yakaladı. Sanayi ve teknolojinin gelişmesini sağlayan matematik, geometri, fizik, kimya gibi alanlardaki buluşlar İslâmî dönemde gerçekleşti. Büyük şehir, İslam’dan önce varsa da İslam’dan sonra şehircilik küresel bir yaygınlığa kavuştu. Sıradan halk kitleleri, dezavantajlı kesimlerden kadınlar ve köleler ilk kez İslam’la yazılı bir hukuka kavuştu, devletler karşısında güvence kazandı.
Yeni dünyanın başlangıç noktası İslam’dır. İnsanlık, İslam’la yeni bir çağa geçmiştir. Hz. Muhammed salallahü aleyhi vesellem, son peygamberdir, insanlık onun çağını yaşamaktadır. Öyleyse tarihin başlangıç noktası olarak Hicret alınmalıdır. Takvimler, İsa’dan Önce ve İsa’dan Sonra değil, İslam’dan Önce ve İslam’dan Sonra diye düzeltilmelidir.
Şunu bilelim ki: Çarpık tarih anlayışı terk edilmedikçe insanlık, modernizmin aldatmasından kurtulmayacaktır. O modernizm ki insanlığın “geride kalan” kesimleri için küçük bir kıyamet olmuştur. Diğer kesimleri de bilim, sanayi, teknoloji, hukuk, şehirleşme alanlarında geride kalmaya devam ederlerse kendi kıyametlerini yaşayacaklardır.
İnsanlığın bu korkunç aldatmadan bir önce kurtulması için çalışmak, bizzat insanlık adına çalışmaktır. Terim anlamında değil, kelime manasıyla hümanizmden söz edilecekse çağın hümanizme modernizmin aldatmasına karşı koymaktır. Onun özellikle sosyal bilimler namına insanlığa dayattığı yanlışları reddetmektir.

BİR CEVAP YAZ