14 Aralık 2025, 11:39 tarihinde eklendi

Hanna Hansen, Kadının Hitabı ve Dine Karşı Din!

Hanna Hansen, Kadının Hitabı ve Dine Karşı Din!

 

Almanya, Nisan 2021’den bu yana, bir zamanlar İngiltere’nin Yusuf İslam’la yaşadığı öyküyü yaşıyor. Bir farkla: Yusuf İslam, Müslüman olunca adını değiştirmiş, dinini değiştirdiği gibi kendisiyle İngiliz kültürü arasına da mesafe koymuştu. Almanya’daki kahraman henüz adını değiştirmedi, inşaallah değiştirmez. İnşaallah zengin Alman kültürü ile kendisi arasına mesafe koymaz ve hep bir Alman Müslümanı olarak kalır. Zira İslam’da birlik, çokluk içindeki birliktir. Kültürün İslam’la çelişmeyen yanları Müslümanların zenginlikleridir. İslam’la çatışan yanları ise tarih boyunca onun en sinsi düşmanları arasındadır.

Hanna Hansen… Profesyonel bir boksör… Model ve DJ. 2019’da 39 yaşındayken Almanya'nın en ünlü yetenek yarışmasında birinci olmuş ve ödül töreninde DJ'lik yapmış.

Bugüne kadar beş kez Almanya kickboks şampiyonu ve bir kez de dünya şampiyonu olmuş… Şimdi tesettürlü ve Kur’an-Kerim okuyor.

Nisan 2024’te kendisiyle yapılan bir söyleşide hikâyesini şöyle anlatıyor Hanna:

“Yaklaşık üç yıl önce dinimi değiştirdim. Tevhid inancının ilk yıllarının kalbime yerleşmesi benim için çok ama çok önemliydi. İbadete layık tek İlah olan Cenab-ı Hakk'ın ve son elçisi Hazreti Muhammed'in (s.a.v.) güvenini kazanayım istedim. İslam'ı seviyorum, bu dini seviyorum ama örtünmekten uzağım. Şimdi peçe takmayı düşünmüyorum. Zamanla şeyhim bana ‘Hanna her şey zamanında olsun’ dedi. Zorlama olsaydı örtünmez ve bu dini kabul edilmezdim.”

“Ben kamuoyuna mal olmuş bir insanım ve bu toplumda İslam'a şüpheyle bakıldığını biliyorum ama bu din için elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Bu fırsatlardan yararlanmak ve bu dinin ne kadar güzel olduğunu gösteren bir örnek olmak istiyorum. Bu konuyu kamuoyuna taşımaya karar verdiğim zaman geldi. İçine daldığım dünyaların her birinde, modellik, müzisyenler, sporculuk dışarıdan göründükleri kadar güzel değiller. Bunu anlamıyorsunuz çünkü onlar bir tarafa bakıyorlar. Ben de en güzelinin bu olduğunu düşünüyorum, cennet olabilir diye ama geriye dönüp baktım ve benim için iyi olanın bu olmadığını ve orada olmak istemediğimi söyledim. Daha sonra benim için neyin iyi olduğunu, yani takvayı, benimle Allah arasında ne olduğunu öğendim ve bu bana yeter. Ayrıca Allah ile aramdakini bana yeter. Bunun yanında diğer tüm maddi şeylerin hiçbir anlam ifade etmediğini de öğrendim.”

Hanna iman etmiş, şimdi aynı zamanda tesettürlü, yaşıyor, anlatıyor, anlattıkça Almanca ve İngilizce bilen kadınlara ulaşıp onların hidayetine vesile oluyor.

Hanna, kadının İslam’ın ilk yüzyılındaki yerini bir daha bize hatırlatıyor. Hz. Ebû Bekir Efendimiz, evlat yönünden oğullarından çok, kızları Hz. Aişe validemiz ve Hz. Esma ile bilinir. Hz. Ömer’in Müslüman olmasına kızkardeşi Fatma vesile oldu. Hz. Osman Efendimiz, Hz. Peygamberin kızları olan hanımlarından dolayı “Zi'n-Nureyn" oldu, şehid olduğunda yanında sonradan hidayete ermiş ama bilgeliği ile bilinen hanımı vardı. Hz. Ali Efendimizin faziletlerinin bir yanı da Hz. Fatmatü’l-Kûbrâ’nın eşi olmasından gelir. Hz. Hüseyin şehid olduğunda onun davasını kızkardeşi Hz. Zeyneb anlattı. Emevi Devri’nin fatih battallarının yanında hep hanımları vardır. İslam’ın ilk yüzyılında Haricilerde bile kadın ön plandaydı. Nitekim Haccac Harici liderini katlettiğinde hanımı Ğazâle ta Nusaybin’den Küfe’ye atı üzerinde gitmiş, Küfe Mescidi’nin minberine çıkıp “Valiniz nerde, yiğitse gelsin, onunla savaşayım!” diye meydan okumuştur. Kadın, İslam’ın ilk yüzyılında işte böyle dipdiriydi.

İslâmî ihya hareketleri özleri itibariyle siyasi hareketlerdir ve tamamı Siyer’den istifadeyle ihyaya yönelir ve ihya ile mutlaka birliği hedefler. Şiî ihya hareketleri dahil, ihya süreçlerinde Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in öne çıkması da burayla ilgilidir. İhya hareketleri aşınmış, yozlamış yanları Sünnet üzere ihya ederler ve mazide karşılarında daima “Ehl-i Hadis” namı altında hareketlerin ihya yanını törpüleyen yapılar bulmuşlardır. Özellikle Ehl-i Hadis namına diyorum. Zira gerçek Ehl-i Hadis bunlardan beridir. Nitekim Kudüs’ün fethinde payı olan Dımaşk Darülhadis’inin kurucu müderrisi İbn Asâkir, Tarihü Medinet-i Dımaşk eserinin bir cildini kadınlara ayırmıştır. İmam Nevevî, İbn-i Teymiyye gibi alimlere icazet verenler arasında üstelik hadis ilminde, kadınlar vardır. Unutmamak gerekir ki Hadis usulünün büyük üstadı İbn Salah, Sittüşşâm Hatun’un kurduğu medreselerin müderrisi idi.

Günümüzün dünyasında ise ihya hareketlerinin karşısında uygarlıkçılar ve reformculuğa yönelenler vardı. Henüz 20. yüzyılın başında reformculuk geri çekildi, yerini sentezciliğe bıraktı. Ama sentezcilik de ihya hareketlerini durduramadı. Bu kez çok daha derin bir atakla Sünni ve Şiî mezhep taassupçuları ve Ehl-i Hadis olma iddiasıyla Sünnet’i bertaraf eden yapılar sürülüyor. Bu Ehl-i Hadis olma adına Hz. Muhammed Mustafa’nın Siyer’ini, Sünnet’ini gözden düşüren yapıların hedefinde ise her nasılsa kültürün hedefinde olan kadın vardır. İhya hareketleri Müslüman kadına Zeynep el-Gazzâlî misali topluma hitap imkânı tanırken bunlar, kadını susturmayı, kadını sosyal ve siyasal hayatın dışına atmayı tek “takva” biliyorlar. Bilmekle kalmıyorlar, dayatıyorlar. Farkında olmadan “Dine karşı din!” operasyonuna hizmet ediyorlar, zira İslam’ın kadın kuvvetlerini İslâmî mücadelenin dışına atmak isteyen uygarlıkçılara hizmet ediyorlar. Dolaylı bir laikçilikle onların dünya iktidarını tahkim ediyorlar.

Hayır! İslâmî ihya hareketi hiçbir mezhebin ihyası değildir. Ehl-i Sünnet’in rotası doğrultusunda Sünnet’in ihyasıdır. Hz. Muhammed Mustafa’nın konuşturduğu Müslüman kadını hem de Müslümanların birliğe en çok muhtaç oldukları bir dönemde kimse susturamaz.

Müslümanlar ancak birlik içinde zafere ererler ve birliğin başı, Müslüman kadının İslam’ın ilk yüzyılında olduğu gibi, tekrar gücüne kavuşması ile mümkündür. 

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *