İslam, Özgürlük ve Mamdanî'nin Seçim Zaferi
İslam, Özgürlük ve Mamdanî Seçim Zaferi
İslam’la özgürlük arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur.
Abbasî Devri’nde İslam’ın kölelikle ilgili getirdiği hukukun evrensel kölelik kültürünün gölgesinde kalması üzerine başlayan Siyahi isyanda slogan “La Galibe İllallah” şeklindedir. Mustafa Demir, söz konusu isyanı “Siyahi Öfke” kitabında anlatır.
Rivayetlere göre 16. Yüzyılda İspanyol Kralı yayımladığı bir fermanda Müslümanlar köleleştirilemez. Siyahi dünyadan Amerika’ya Müslüman köle getirmeyin diye emretmiştir.
Sömürgeciliğe karşı ilk özgürlük hareketleri İslam’la bağı olanlarla başlamıştır.
S. A. Diouf’un “Allah’ın Kulları” adlı kitabında anlattığına göre, Güney Amerika’da köleliğe karşı Haiti isyanı gibi erken dönemde başlayan özgürlük hareketlerinde Siyahilerin özgürlük şarkılarında “Yaşasın İslam!”, “Yaşasın Muhammed” diye sloganların bulunduğu tespit edilmiştir.
Sömürgeciliğe karşı ilk istikrarlı isyanlar da gerek Güney Asya gerek Afrika’da İslâmî hareketlerle başlamıştır. Emperyalist süreçte başta Hindistan, Cezayir ve Libya olmak üzere özgürlük hareketlerinin esin kaynağı hep İslam olmuştur.
Ne var ki Müslümanlar, henüz eylemlerinin semeresini alacak bir yetkinliğe ulaşmadıklarından özgürlük hareketleri Batı tarafından güdümlü milliyetçi ve ulusalcı sol koalisyonlarına yönlendirilmiştir. İslam’ın 20. Yüzyılda yaşadığı büyük felaket bu milliyetçi-ulusal sol koalisyonların gerçek özgürlük hareketi olduklarının sanılmasıdır. 19. yüzyılın başlarında Şeyh Halid-i Zülcenaheyn ile başlayan dev bir özgürlük hareketi maalesef, bu şuursuzluğa saplanmıştır.
20. yüzyılın son yıllarından 2010’lu yıllara kadar İslam düyası dev bir fetret dönemi yaşamıştır. Sünni, Şiî, Vehhabi, Sûfî bir dizi yapı İslam’la özgürlük arasındaki ilişkiyi neredeyse katletmiştir. Esasta Selefçi ve uç sûfî İslam dünyasında son dönemde marjinal yapılar, İslam’la özgürlük arasındaki ilişkinin saklanması için kullanılmıştır.
Seyyid Hüseyin Nasr’ın Obama’ya danışmanlık yapan oğlu Vali Nasr, İslam dünyasının bu fetret sürecini aşıp ılımlılık ve şiddet sarmalından kurtulması durumunda ABD imparatorluğunun çökebileceğini söylemiş ve ABD’yi alternatif arayışına sürüklemeye çalışmıştır.
(20-25 yıl önce İslam dünyası üzerindeki araştırmalarım ise beni İslâmî hareketlerin ancak milletin ortalamasını temsil edecek ama ılımlılığa sürüklenmeyecek millî hareketler konumuna çıkmaları durumunda İslam dünyasının bütün insanlık için ilham olacak özgürlük hareketlerine konu olacağı yönündeydi.)
İslam dünyası, Gazze ile ılımlılık ve şiddet düşkünlüğü (terör) sarmalından kurtuldu. İslam dünyasında artık ne ılımlı yapıların ne Haşdi Şabi ve İŞİD gibi yapıların yeri vardır. 30-40 yıllık tecrübe bu tür yapıların marijinal kalmaya mahkûm olduğunu yeteri kadar gösterdi.
Ama Gazze aynı zamanda dünyayı uyandırdı. Dünya, bir kez daha sahte liberal özgürlükten gerçek özgürlüğe yöneldi.
İslam, bir daha küresel bir özgürlük hareketine öncülük ediyor, insanlığın özgürlük arayışında yol gösteriyor.
Mamdanî’nin seçilmesi Gazze ile başlayan küresel özgürlük hareketinin en mühim başarılarından biridir.
Lâkin Müslümanlar hâlâ eylemlerinin semerelerini alabilecek durumda değiller ve belki biz bir kez daha milliyetçilik ve ulusalcı sosyalizm hikâyesinde olduğu gibi bir sapma yaşayacağız. Bu yöndeki öneriler bile hazır… Vali Nasr, Moğol istilasındaki ataları gibi, modern çağın emperyalist istilacılarına da yolu göstermeye çalışmıştır!
İslam, Özgürlük ve Mamdanî Seçim Zaferi
İslam’la özgürlük arasında doğrudan bir ilişki söz konusudur. Sömürgeciliğe karşı ilk özgürlük hareketleri İslam’la başlamıştır.
Abbasî Devri’nde İslam’ın kölelikle ilgili getirdiği hukukun evrensel kölelik kültürünün gölgesinde kalması üzerine başlayan Siyahi isyanda slogan “La Galibe İllallah” şeklindedir. Mustafa Demir, söz konusu isyanı “Siyahi Öfke” kitabında anlatır.
Rivayetlere göre 16. Yüzyılda İspanyol Kralı yayımladığı bir fermanda Müslümanlar köleleştirilemez. Siyahi dünyadan Amerika’ya Müslüman köle getirmeyin diye emretmiştir.
S. A. Diouf’un “Allah’ın Kulları” adlı kitabında anlattığına göre, Güney Amerika’da köleliğe karşı Haiti isyanı gibi erken dönemde başlayan özgürlük hareketlerinde Siyahilerin özgürlük şarkılarında “Yaşasın İslam!”, “Yaşasın Muhammed” diye sloganların bulunduğu tespit edilmiştir.
Sömürgeciliğe karşı ilk istikrarlı isyanlar da gerek Güney Asya gerek Afrika’da İslâmî hareketlerle başlamıştır. Emperyalist süreçte başta Hindistan, Cezayir ve Libya olmak üzere özgürlük hareketlerinin esin kaynağı hep İslam olmuştur.
Ne var ki Müslümanlar, henüz eylemlerinin semeresini alacak bir yetkinliğe ulaşmadıklarından özgürlük hareketleri Batı tarafından güdümlü milliyetçi ve ulusalcı sol koalisyonlarına yönlendirilmiştir. İslam’ın 20. Yüzyılda yaşadığı büyük felaket bu milliyetçi-ulusal sol koalisyonların gerçek özgürlük hareketi olduklarının sanılmasıdır. 19. yüzyılın başlarında Şeyh Halid-i Zülcenaheyn ile başlayan dev bir özgürlük hareketi maalesef, bu şuursuzluğa saplanmıştır.
20. yüzyılın son yıllarından 2010’lu yıllara kadar İslam düyası dev bir fetret dönemi yaşamıştır. Sünni, Şiî, Vehhabi, Sûfî bir dizi yapı İslam’la özgürlük arasındaki ilişkiyi neredeyse katletmiştir. Esasta Selefçi ve uç sûfî İslam dünyasında son dönemde marjinal yapılar, İslam’la özgürlük arasındaki ilişkinin saklanması için kullanılmıştır.
Seyyid Hüseyin Nasr’ın Obama’ya danışmanlık yapan oğlu Vali Nasr, İslam dünyasının bu fetret sürecini aşıp ılımlılık ve şiddet sarmalından kurtulması durumunda ABD imparatorluğunun çökebileceğini söylemiş ve ABD’yi alternatif arayışına sürüklemeye çalışmıştır.
(20-25 yıl önce İslam dünyası üzerindeki araştırmalarım ise beni İslâmî hareketlerin ancak milletin ortalamasını temsil edecek ama ılımlılığa sürüklenmeyecek millî hareketler konumuna çıkmaları durumunda İslam dünyasının bütün insanlık için ilham olacak özgürlük hareketlerine konu olacağı yönündeydi.)
İslam dünyası, Gazze ile ılımlılık ve şiddet düşkünlüğü (terör) sarmalından kurtuldu. İslam dünyasında artık ne ılımlı yapıların ne Haşdi Şabi ve İŞİD gibi yapıların yeri vardır. 30-40 yıllık tecrübe bu tür yapıların marijinal kalmaya mahkûm olduğunu yeteri kadar gösterdi.
Ama Gazze aynı zamanda dünyayı uyandırdı. Dünya, bir kez daha sahte liberal özgürlükten gerçek özgürlüğe yöneldi.
İslam, bir daha küresel bir özgürlük hareketine öncülük ediyor, insanlığın özgürlük arayışında yol gösteriyor.
Mamdanî’nin seçilmesi Gazze ile başlayan küresel özgürlük hareketinin en mühim başarılarından biridir.
Lâkin Müslümanlar hâlâ eylemlerinin semerelerini alabilecek durumda değiller ve belki biz bir kez daha milliyetçilik ve ulusalcı sosyalizm hikâyesinde olduğu gibi bir sapma yaşayacağız. Bu yöndeki öneriler bile hazır… Vali Nasr, Moğol istilasındaki ataları gibi, modern çağın emperyalist istilacılarına da yolu göstermeye çalışmıştır! Şifreler, Gazze cihadı sırasında öne sürülen çevre aktörler ve Mamdanî'nin kimliğinde saklı!

BİR CEVAP YAZ